Fluent Fiction - Turkish: Rekindling Family Bonds in the Sky of Cappadocia
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-05-05-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Selin, Emre ve Leyla bir bahar sabahı arabalarına bindiler.
En: Selin, Emre, and Leyla got into their car on a spring morning.
Tr: Önlerinde uzanan, masal gibi manzaralarla dolu Cappadocia’ya doğru yola çıktılar.
En: They set out towards Cappadocia, a place filled with fairy-tale-like landscapes stretching ahead.
Tr: Selin geniş çayırlara ve gökyüzüne bakarken, çocukluğu aklına geldi.
En: As Selin looked at the vast meadows and the sky, memories of her childhood came to her mind.
Tr: O zamanlar ailecek böyle yolculuklar ne kadar da önemliydi.
En: Back then, such family trips were so important.
Tr: Yıllar geçtikçe aile bağları zayıflamıştı, ama Selin bu yolculukta o bağı tekrar yakalamak istiyordu.
En: Over the years, family bonds had weakened, but Selin wanted to rekindle that bond on this journey.
Tr: Cappadocia’ya ulaştıklarında güneş gökyüzünde parlıyordu.
En: When they reached Cappadocia, the sun was shining in the sky.
Tr: Her taraf rengârenk lalelerle kaplıydı.
En: Everywhere was covered with colorful tulips.
Tr: Olayları sessizce izleyen Emre ise, başlarda sessizdi.
En: Emre, who silently observed the events, was quiet at first.
Tr: Leyla, genç yaşıyla daha çok telefonuna bakma eğilimindeydi.
En: Leyla, being younger, tended to look more at her phone.
Tr: Selin, araçtan inerken içini bir sıcaklık kapladı.
En: As Selin got out of the vehicle, she felt a warmth inside.
Tr: "Bugün farklı olacak," diye düşündü.
En: "Today will be different," she thought.
Tr: Arasında bazı gergin anlar yaşansa da, Selin zamanla aileyi bir araya getirecek aktiviteler düşünmeye başladı.
En: Although there were some tense moments among them, Selin began to think of activities that would bring the family together over time.
Tr: "Hadi balon turuna çıkalım," dedi bir zaman sonra.
En: "Let's go on a balloon tour," she suggested after a while.
Tr: Emre ve Leyla başta kararsızdılar, ama sonunda kabul ettiler.
En: Emre and Leyla were hesitant at first, but they eventually agreed.
Tr: Sabahın erken saatlerinde balonlar gökyüzüne doğru süzülmeye başladı.
En: Early in the morning, the balloons began to glide toward the sky.
Tr: Dağların ve taşların arasında yükselirken, Selin'in içinde bir şeyler değişiyordu.
En: As they rose among the mountains and rocks, something inside Selin was changing.
Tr: Balonda yukarıda, Selin bir çocukluk hatırasını anlattı.
En: High up in the balloon, Selin shared a childhood memory.
Tr: Annesiyle birlikte yaşadığı bir anıydı bu.
En: It was a moment she shared with her mother.
Tr: Anlatırken sesi ince bir hüzünle doldu ama heyecan da vardı gözlerinde.
En: Her voice filled with a thin sadness as she spoke, but there was also excitement in her eyes.
Tr: Leyla’nın da gözleri dolmuştu.
En: Leyla's eyes welled up, too.
Tr: Emre ise kız kardeşine daha farklı bir gözle baktı.
En: Emre, on the other hand, looked at his sister with a different perspective.
Tr: O an, aralarındaki mesafeler buhar olup uçmuş gibi hissedildi.
En: At that moment, it felt as if the distances between them had evaporated.
Tr: Balon yavaşça yere inerken, herkes daha sessizdi, ama bu sessizlik rahatsız edici değil, tam tersine huzur vericiydi.
En: As the balloon slowly descended, everyone was quieter, but this silence was not disturbing; on the contrary, it was comforting.
Tr: Dönüş yolunda, yolculuk başındaki sessizlik gitmiş, yerini tatlı sohbetler almıştı.
En: On the way back, the silence from the start of the journey was gone and had been replaced by sweet conversations.
Tr: Selin artık daha kararlıydı; ailesiyle daha çok vakit geçirecekti.
En: Selin was now more determined; she would spend more time with her family.
Tr: Selin, arabada geriye doğru bakarken, kardeşlerinin gülen yüzleri karşısında içini bir huzur kapladı.
En: As Selin looked back in the car, a sense of peace enveloped her seeing her siblings’ smiling faces.
Tr: Aile, küçük kasabalarına dönerken, aralarındaki bağ güçlenmişti.
En: As the family returned to their small town, the bond between them had strengthened.
Tr: Ve Selin, kendi rolünün önemini anlamıştı; ailesine köprü olacak, o bağı sıkıca tutacaktı.
En: And Selin realized the importance of her role; she would be the bridge for her family, holding that bond tightly.
Vocabulary Words: