Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Reunited Under City Lights: A Tale of Art and Redemption
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-07-04-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Emre camdan dışarı bakıyordu.
En: Emre was looking out the window.

Tr: Yüksek Teknoloji Şehri'nin parlak ışıkları geceyi aydınlatıyordu.
En: The bright lights of the Yüksek Teknoloji Şehri illuminated the night.

Tr: O an, küçük kız kardeşi Derya'nın onu ziyarete geleceğini düşündü.
En: At that moment, he thought about his little sister Derya coming to visit him.

Tr: Yıllardır görüşmemişlerdi.
En: They hadn't seen each other for years.

Tr: Anne babalarının boşanmasından sonra farklı şehirlere dağılmışlardı.
En: After their parents' divorce, they had scattered to different cities.

Tr: Emre, başarılı bir teknoloji girişimcisi olmuştu.
En: Emre had become a successful tech entrepreneur.

Tr: Ancak, bu başarı yalnızlığını gizleyemedi.
En: However, this success couldn't hide his loneliness.

Tr: Derya ise bir sanatçıydı, ama kendini hep yetersiz hissediyordu.
En: Derya, on the other hand, was an artist but always felt inadequate.

Tr: Emre, Derya'nın güvenini kazanmak istiyordu.
En: Emre wanted to gain Derya's trust.

Tr: Şirketinin yaklaşan kültürel etkinliğinde Derya'nın eserlerini sergilemesini hayal etmişti.
En: He had imagined exhibiting Derya's works at his company's upcoming cultural event.

Tr: Derya, eski bir arkadaşının önerisiyle şehre gelmişti.
En: Derya had come to the city on the recommendation of an old friend.

Tr: Yüksek binaların arasında kaybolmuş, etrafına bakınarak yürüyordu.
En: She was lost among the tall buildings, walking while looking around.

Tr: İçinde bir huzursuzluk vardı.
En: She had a sense of unease inside.

Tr: Ağabeyi Emre ile uzun süre sonra tekrar bir araya gelecekti.
En: She would be reuniting with her brother Emre after a long time.

Tr: İnandığı sanatı, başarısızlık korkusuyla gölgeliydi.
En: Her art, which she believed in, was overshadowed by the fear of failure.

Tr: Güneşli bir yaz günü, Derya ve Emre parkta buluştular.
En: On a sunny summer day, Derya and Emre met in the park.

Tr: Emre, Derya'yı görmekten mutlu olmuştu.
En: Emre was happy to see Derya.

Tr: Ancak aralarında ince bir çizgi vardı; yılların getirdiği mesafe.
En: However, there was a thin line between them; the distance brought by the years.

Tr: Kısa bir konuşmadan sonra Emre, Derya'ya etkinlik teklifini sundu.
En: After a short conversation, Emre presented the event offer to Derya.

Tr: Derya duraksadı.
En: Derya hesitated.

Tr: Kendine güveni yoktu, ama Emre'nin desteğini hissediyordu.
En: She lacked confidence, but she felt Emre's support.

Tr: Derya cesaret alarak teklifi kabul etti.
En: Gaining courage, Derya accepted the offer.

Tr: Etkinlik günü gelmişti.
En: The day of the event had arrived.

Tr: Salon insanlarla doluydu.
En: The hall was filled with people.

Tr: Yüksek camlar güneş ışığını içeri süzüyordu.
En: High windows let the sunlight stream inside.

Tr: Derya'nın kalbi hızlı atıyordu.
En: Derya's heart was beating fast.

Tr: Sahneye çıkmaktan çekiniyordu.
En: She was hesitant to step onto the stage.

Tr: Emre, işiyle meşguldü, ama kardeşinin kaygısını hissetti.
En: Emre was busy with his work, but he sensed his sister's anxiety.

Tr: Gözlerine baktı ve yanına geldi.
En: He looked into her eyes and came over to her.

Tr: “Yanındayım,” dedi yumuşak bir sesle.
En: "I'm here with you," he said in a soft voice.

Tr: Emre'nin desteğiyle Derya sahneye çıktı.
En: With Emre's support, Derya stepped onto the stage.

Tr: Anı yakaladı, kalbinin çarpışı yavaşladı.
En: She seized the moment, and her heartbeats slowed.

Tr: Derya'nın eserleri büyük beğeni topladı.
En: Derya's works received great admiration.

Tr: Katılanlar, onun sanatındaki derinliği ve duyguyu övdü.
En: The attendees praised the depth and emotion in her art.

Tr: Emre ve Derya’nın yüzünde bir gülümseme belirdi.
En: A smile appeared on Emre and Derya's faces.

Tr: Uzun zaman sonra ilk kez gerçek bir bağ kurabilmişlerdi.
En: For the first time in a long time, they were able to form a genuine connection.

Tr: Emre, iş hayatının yanında aile öneminin farkına vardı.
En: Emre realized the importance of family alongside his career.

Tr: Derya, sanatına olan inancını yeniden kazandı.
En: Derya regained her faith in her art.

Tr: İki kardeş, şehir ışıklarının altında yeni bir döneme başladılar.
En: Under the city lights, the two siblings embarked on a new chapter.

Tr: Yüksek Teknoloji Şehri'nin hayatı, her zamanki gibi devam ederken, Emre ve Derya için her şey farklı bir anlam kazanmıştı.
En: While life in the Yüksek Teknoloji Şehri continued as usual, everything had gained a different meaning for Emre and Derya.

Tr: Birbirlerini anladılar, desteklediler ve yeni hayaller kurdular.
En: They understood each other, supported each other, and dreamed new dreams.

Tr: Emre ve Derya artık sadece kardeş değil, birbirlerinin en büyük destekçisiydiler.
En: Emre and Derya were no longer just siblings, but each other's biggest supporters.


Vocabulary Words: