Fluent Fiction - Turkish: Rising Above: Overcoming Fears in Kapadokya's Skies
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-08-29-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Gökyüzü yavaşça aydınlanırken Kapadokya'nın eşsiz güzellikleri bir bir ortaya çıkıyordu.
En: As the sky slowly brightened, the unique beauties of Kapadokya were gradually revealing themselves.
Tr: Peribacalarının çevrelediği manzara, bu sabah bir başka masalsıydı.
En: The landscape surrounded by fairy chimneys was even more magical this morning.
Tr: Sıcak yaz sabahında etrafta bir koşuşturma vardı.
En: On this warm summer morning, there was a hustle and bustle around.
Tr: Emir, heyecan ve tedirginlikle elinde fotoğraf makinesiyle etrafa bakıyordu.
En: Emir was looking around with excitement and apprehension, holding his camera.
Tr: Emir, genç bir fotoğrafçıydı.
En: Emir was a young photographer.
Tr: Hayalindeki kareyi yakalamak için buradaydı.
En: He was here to capture the shot of his dreams.
Tr: Tek derdi vardı: yükseklik korkusu.
En: He had only one fear: a fear of heights.
Tr: Fotoğraf çekme tutkusunun önünde bu korku hep bir engel olmuştu.
En: This fear had always been an obstacle to his passion for photography.
Tr: Ancak bu sabah farklıydı.
En: But this morning was different.
Tr: Fotoğrafını, uluslararası bir yarışmaya göndermek istiyordu.
En: He wanted to submit his photograph to an international competition.
Tr: Bunun için Zeynep'in pilotluk ettiği sıcak hava balonuna binmeliydi.
En: For this, he had to board the hot air balloon piloted by Zeynep.
Tr: Zeynep, neşeli ve cesur biriydi.
En: Zeynep was cheerful and brave.
Tr: Balonuyla gökyüzüne çıkmak, onun için bir yaşam biçimiydi.
En: Flying with her balloon into the sky was a way of life for her.
Tr: Emir'e güven verdi, "Merak etme, gökyüzü senin dostun olacak," dedi.
En: She reassured Emir, "Don't worry, the sky will be your friend."
Tr: Zeynep’in güler yüzü ve deneyimi, Emir’i biraz rahatlattı.
En: Her smiling face and experience eased Emir a bit.
Tr: Derin bir nefes aldı ve balona bindi.
En: He took a deep breath and boarded the balloon.
Tr: Balon yükselirken Emir’in kalbi hızla atıyordu.
En: As the balloon rose, Emir's heart was beating fast.
Tr: Kapadokya'nın büyülü manzarası ayaklarının altındaydı.
En: The magical scenery of Kapadokya was beneath his feet.
Tr: Emir biraz tedirgin olsa da odaklanmaya çalıştı.
En: Even though Emir was a bit nervous, he tried to focus.
Tr: Zeynep, "Bak," dedi, "Güneş doğuyor."
En: Zeynep said, "Look, the sun is rising."
Tr: Altın rengi ışıklar manzarayı kucakladığında, Emir makinesini kaldırıp fotoğraf çekmeye başladı.
En: As the golden lights embraced the landscape, Emir lifted his camera and started taking photos.
Tr: İlk başta titreyen elleri, zamanla sakinleşti.
En: At first, his hands trembled, but in time they steadied.
Tr: Her karede daha da cesurlaştı.
En: With every shot, he became bolder.
Tr: Anın güzelliği karşısında Emir’in tüm korkuları eriyip gitti.
En: In the face of the moment's beauty, all of Emir's fears melted away.
Tr: Zeynep, "Harika işler çıkarıyorsun," dedi.
En: Zeynep said, "You’re doing amazing work."
Tr: Emir, Zeynep’in desteği sayesinde, en mükemmel kareyi yakaladı.
En: Thanks to Zeynep’s support, Emir captured the most perfect shot.
Tr: İçinde hem bir huzur hem de tatmin duygusu vardı.
En: He felt both a sense of peace and satisfaction.
Tr: Kısa bir süre sonra yere indiklerinde, Emir’in yüzünde büyük bir gülümseme vardı.
En: Shortly after they landed, Emir had a big smile on his face.
Tr: Çektiği fotoğraf, yarışmada kısa listeye alındı.
En: The photo he took was shortlisted for the competition.
Tr: Bu onun için bir dönüm noktasıydı.
En: This was a turning point for him.
Tr: Emir, bu yolculukta korkularının üstesinden gelmeyi öğrendi.
En: In this journey, Emir learned to overcome his fears.
Tr: Kendine güveni artarken, hayatta korkuların yenilebileceğini ve büyük başarılara dönüştüğünü fark etti.
En: With growing self-confidence, he realized that fears could be conquered and transformed into great achievements.
Tr: Zeynep’e minnettardı ve kendine olan inancı hiç olmadığı kadar güçlendi.
En: He was grateful to Zeynep, and his self-belief was stronger than ever.
Tr: Kapadokya'nın büyülü sabahı, Emir’in hayatında yeni bir pencere açmıştı.
En: The magical morning in Kapadokya had opened a new window in Emir's life.
Vocabulary Words: