Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Secrets Unearthed: A Journey Through Göbekli Tepe's Mysteries
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-07-23-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Göbekli Tepe'nin büyüleyici kalıntıları, yaz güneşinin altında esrarengiz bir sessizlikle uzanıyordu.
En: The captivating ruins of Göbekli Tepe lay in a mysterious silence under the summer sun.

Tr: Taş sütunlar ve daireler, binlerce yıllık gizemleri saklayan motiflerle doluydu.
En: The stone pillars and circles were filled with motifs holding secrets thousands of years old.

Tr: İşte tam burada, Emir, Leyla ve Suna harekete geçmeye hazırdı.
En: Right here, Emir, Leyla, and Suna were ready to take action.

Tr: Emir, tarihi sırları ortaya çıkarmak için yanıp tutuşan bir arkeologdu.
En: Emir was an archaeologist burning with the desire to uncover historical secrets.

Tr: Leyla, en iyi fotoğrafı yakalamak için sabırsız bir fotoğrafçıydı.
En: Leyla was an eager photographer, impatient to capture the best shot.

Tr: Suna ise, büyüdüğü topraklara duyduğu derin bağlılıkla rehber olmuştu.
En: Suna, on the other hand, had become a guide, deeply attached to the lands where she grew up.

Tr: Bu eski alanın gizemlerinden biri de kayıp bir eserdi.
En: One of the mysteries of this ancient site was a lost artifact.

Tr: Rivayete göre, bu eser antik bir medeniyete dair ipuçları barındırıyordu.
En: According to legend, this artifact held clues about an ancient civilization.

Tr: Emir bu eserin peşindeydi.
En: Emir was on the trail of this artifact.

Tr: Konuşturdukları herkes bir çeşit uyarıda bulunuyordu.
En: Everyone they spoke to offered some sort of warning.

Tr: Kalıntılar çok eski ve hassastı.
En: The ruins were ancient and delicate.

Tr: Her adım bir riskti.
En: Every step was a risk.

Tr: Ama Emir durmaya niyetli değildi.
En: But Emir was not inclined to stop.

Tr: Bir öğlen vakti, sıcaklık yükseldiğinde, Emir bir karar verdi.
En: One afternoon, when the temperature rose, Emir made a decision.

Tr: Kalıntılardaki yasaklı bölgeye doğru ilerlemeye başladı.
En: He began to move toward the forbidden zone of the ruins.

Tr: Leyla ve Suna, onun arkasından temkinlice takip ettiler.
En: Leyla and Suna cautiously followed behind him.

Tr: Suna’nın içi huzursuzdu, bu toprakların huzurunu bozmaktan korkuyordu.
En: Suna was uneasy; she feared disturbing the peace of these lands.

Tr: Leyla ise, muhteşem kareler yakalamanın hayalini kuruyordu.
En: Leyla, however, dreamed of capturing magnificent shots.

Tr: Emir kıyıda köşede kalmış bir taş yapının altında durdu.
En: Emir stopped beneath a stone structure tucked away in a corner.

Tr: İçinde garip bir his vardı.
En: He had a strange feeling.

Tr: Taşların arasından ince bir parıltı sızıyordu.
En: A faint glimmer was escaping from between the stones.

Tr: Etrafındaki yapının oldukça kırılgan olduğunu biliyordu ama riske girmişti bir kere.
En: He knew the surrounding structure was quite fragile, but he had already taken the risk.

Tr: Taşları dikkatlice kaldırdı ve orada, toprağa gömülü bir şekilde, eski bir eser buldu.
En: Carefully, he lifted the stones and there, buried in the soil, he found an ancient artifact.

Tr: Kalbi hızla atıyordu.
En: His heart was racing.

Tr: Tam o anda, yapının çökme sesi geldi.
En: At that moment, there was the sound of the structure collapsing.

Tr: Leyla çığlık attı, Suna ise hızlıca yardım etti.
En: Leyla screamed, and Suna rushed to help.

Tr: Emir eseri korumaya çalışarak geriye doğru sıçradı.
En: Emir jumped back while trying to protect the artifact.

Tr: Eser, elinde sağlam kalmıştı ama yapı parçalanıyordu.
En: The artifact remained intact in his hand, but the structure was falling apart.

Tr: Hızla geri çekildiler.
En: They quickly retreated.

Tr: İçerdeki taşlar, un ufak olmuştu.
En: The stones inside were in rubble.

Tr: Emir derin bir nefes aldı.
En: Emir took a deep breath.

Tr: Kayıp eseri kurtarmıştı ama tüm bunlar ona bir ders olmuştu.
En: He had recovered the lost artifact, but all of this had taught him a lesson.

Tr: Tarihi eserlere duyduğu tutku, bu toprakların kültürel importance’ını anlama becerisini gölgelememeliydi.
En: His passion for historical artifacts should not overshadow his ability to understand the cultural importance of these lands.

Tr: Suna’ya dönerek, "Buraya verdiğim zarar için özür dilerim," dedi içtenlikle.
En: Turning to Suna, he sincerely said, "I apologize for the damage I've caused here."

Tr: Suna gülümsedi.
En: Suna smiled.

Tr: "Geçmişi bulmak heyecan verici olabilir ama onu korumak daha zordur," dedi.
En: "Discovering the past can be exciting, but preserving it is more difficult," she said.

Tr: Göbekli Tepe’nin sessizliği tekrar hakimdi.
En: The silence of Göbekli Tepe reigned once more.

Tr: Emir, tarih ve kültüre karşı daha derin bir saygı geliştirmişti.
En: Emir had developed a deeper respect for history and culture.

Tr: Üçü, sıcak yaz güneşinin altında sık sık bakacakları bir anıyla kalmıştı.
En: The three of them were left with a memory they would often revisit under the hot summer sun.

Tr: Tüm bunlar sadece bir eserin keşfi değil, aynı zamanda geçmişten dersler almanın da yolculuğuydu.
En: All of this was not just about the discovery of an artifact, but also a journey of learning lessons from the past.

Tr: Göbekli Tepe'nin sırları hala canlıydı, tıpkı bu üç insanın kalbinde bıraktığı izler gibi.
En: The secrets of Göbekli Tepe were still alive, just like the marks they left in the hearts of these three people.


Vocabulary Words: