Fluent Fiction - Turkish: Selin's Spring Awakening: From Stress to Success
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-03-13-22-34-02-tr
Story Transcript:
Tr: Gökyüzü masmaviydi.
En: The sky was bright blue.
Tr: İstanbul'da bahar mevsimi, her zamanki gibi canlıydı.
En: Spring in İstanbul was as lively as always.
Tr: Selin ofise vardı ve nefes aldı.
En: Selin arrived at the office and took a breath.
Tr: Elindeki kahve fincanı henüz soğumamıştı.
En: The coffee cup in her hand hadn't cooled yet.
Tr: Ofisin büyük camlarından şehri izledi.
En: She watched the city through the large office windows.
Tr: Aslında, baharı fark edecek zamanı yoktu.
En: In fact, she didn't have the time to notice the spring.
Tr: Başarılı bir proje yöneticisi olarak büyük bir işin peşindeydi.
En: As a successful project manager, she was chasing a big job.
Tr: Bugün, son derece önemli bir müşteri toplantısı vardı.
En: Today, she had an extremely important client meeting.
Tr: Sabahın erken saatlerinden itibaren Selin'in kalbi hızlı atmaya başladı.
En: From the early hours of the morning, Selin's heart began to beat fast.
Tr: Bu durum haftalardır tekrarlanıyordu.
En: This had been happening for weeks.
Tr: Emre, yan masada oturuyordu. "Merhaba Selin! Bugün hazır mısın?" diye sordu.
En: Emre, who sat at the next desk, asked, "Hello Selin! Are you ready today?"
Tr: Selin güldü, ama içten içe sıkıntılıydı.
En: Selin laughed, but inside she was troubled.
Tr: "Evet, her şey hazır," dedi.
En: "Yes, everything is ready," she said.
Tr: Ama kalbi yine çıldırmış gibi atıyordu.
En: But her heart was pounding as if it were going crazy again.
Tr: Toplantı odası hazırlanmaya başlandığında, Selin dosyalarını kontrol etti.
En: As the meeting room began to be prepared, Selin checked her files.
Tr: Ahmet, firmanın en deneyimli çalışanlarından biriydi ve prezentasyonu izlemek üzere arkalardaydı.
En: Ahmet, one of the company's most experienced employees, was in the back watching the presentation.
Tr: Saat tam 10:00'da, toplantı başladı.
En: At exactly 10:00, the meeting began.
Tr: Müşteriler içeri girdi.
En: The clients walked in.
Tr: Selin, dosyalarını açtı ve sunumuna başladı.
En: Selin opened her files and started her presentation.
Tr: Ancak birkaç dakika sonra, Selin'in kalbi daha yoğun atmaya başladı.
En: However, a few minutes later, Selin's heart began to beat more intensely.
Tr: Baş dönmesi hissetti.
En: She felt dizzy.
Tr: Kelimeler birbirine karıştı.
En: Words became jumbled.
Tr: Konsantre olmakta zorlanıyordu.
En: She was struggling to concentrate.
Tr: Derin bir nefes aldı ama durumu daha kötüye gidiyordu.
En: She took a deep breath, but the situation was getting worse.
Tr: Paniklemeden önce odaya göz gezdirdi.
En: Before panicking, she glanced around the room.
Tr: Emre ile göz göze geldiler.
En: She made eye contact with Emre.
Tr: Emre endişeliydi.
En: He looked concerned.
Tr: Selin, konuşma yapmayı durdurdu ve özür diledi.
En: Selin stopped her speech and apologized.
Tr: "Bir dakika ara vermem gerekiyor," diyerek dışarı çıktı.
En: "I need a minute break," she said, stepping outside.
Tr: Koridorda Emre'ye ne olduğunu anlattı.
En: In the hallway, she explained to Emre what had happened.
Tr: Emre, Selin'e destek oldu.
En: Emre supported Selin.
Tr: "Sakin ol," dedi.
En: "Calm down," he said.
Tr: "Ben sunumun kalanını üstlenirim."
En: "I'll take over the rest of the presentation."
Tr: Emre, salona geri döndü, Selin ise derin bir nefes daha alarak sakinleşmeye çalıştı.
En: Emre returned to the room, while Selin took another deep breath, trying to calm herself.
Tr: Bir süre sonra Emre çıktı ve iyi haberle geldi.
En: After a while, Emre came out with good news.
Tr: "Başardık Selin! Anlaştık!" dedi.
En: "We did it, Selin! We made a deal!" he said.
Tr: İşin sonunda, Selin rahatladı.
En: At the end of the task, Selin felt relieved.
Tr: Sağlığını ön plana alması gerektiğini fark etti.
En: She realized she needed to prioritize her health.
Tr: O hafta, patronuna durumu anlattı ve iş yükünü hafifletmek konusunda yardım istedi.
En: That week, she explained the situation to her boss and asked for help to lighten her workload.
Tr: Emre ve Ahmet, Selin'in işlerini paylaşmaktan mutluydular.
En: Emre and Ahmet were happy to share Selin's tasks.
Tr: Bu deneyim, Selin'e yalnız çalışmaktansa ekip çalışmasının ne kadar değerli olduğunu öğretti.
En: This experience taught Selin the value of teamwork over working alone.
Tr: Herkesin desteği sayesinde, işlerin daha iyi yürüdüğünü gördü.
En: She saw that with everyone's support, things went better.
Tr: Başarı sadece işte değil, hayatta da dengeli olmayı gerektiriyordu.
En: Success required balancing not just at work but in life too.
Tr: Selin artık yeni bir başlangıç yapmıştı, kendisine daha çok zaman ayırarak.
En: Selin now made a new beginning, dedicating more time to herself.
Tr: Baharın enerjisi, Selin'in de ruhuna dolmuştu.
En: The energy of spring had filled Selin's spirit as well.
Tr: Ona sadece bir iş değil, bir aile kazandırmıştı.
En: It had brought her not just a job, but a family.
Tr: Ve bu, hayatındaki en büyük başarıydı.
En: And that was the greatest success in her life.
Vocabulary Words: