Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Serendipitous Sparks on a Rainy Day in İstanbul
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-03-21-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: İstanbul’un kalbi olan İstiklal Caddesi'nde, baharın ilk yağmuru aniden bastırdı.
En: In İstanbul's heart, İstiklal Caddesi, the first rain of spring suddenly poured down.

Tr: Emre, caddede dolaşırken, üzerindeki baskıyı hissetti.
En: Emre felt the weight over him as he strolled down the street.

Tr: Yazdığı roman bir türlü ilerlemiyordu.
En: His novel was not progressing at all.

Tr: İlhamı kaybolmuş gibiydi.
En: It was as if his inspiration had vanished.

Tr: Kafasını biraz dağıtmak için en sevdiği kitapçıya, Kitap Dünyası'na doğru yöneldi.
En: To clear his mind a bit, he headed towards his favorite bookstore, Kitap Dünyası.

Tr: Bu küçük, sıcak dükkan, bir vaha gibiydi.
En: This small, cozy shop was like an oasis.

Tr: Aynı anlarda Aylin, fotoğraf makinesiyle İstiklal Caddesi'ni keşfetmekteydi.
En: At the same time, Aylin was exploring İstiklal Caddesi with her camera.

Tr: Seyahat blogu için yeni ve ilginç yerler bulmak onun tutkusuydu.
En: Finding new and interesting places for her travel blog was her passion.

Tr: Gökyüzü kararmaya başladığında, o da Kitap Dünyası'nın tabelasını gördü.
En: As the sky started to darken, she saw the sign for Kitap Dünyası.

Tr: Yağmurdan sığınabileceği mükemmel bir yer.
En: The perfect place to take shelter from the rain.

Tr: Hızla içeri girdi.
En: She quickly went inside.

Tr: Kapıdan girer girmez, raflar dolusu kitap ve eski ahşap kalasların kokusu onları karşıladı.
En: As soon as they entered the door, they were greeted by the scent of shelves full of books and old wooden planks.

Tr: Emre, arka tarafta bir köşeye çekilip yeni çıkan kitaplara bakarken, Aylin fotoğraf çekerken ona çarptı.
En: Emre, retreating to a corner in the back, was looking at the new releases when Aylin, while taking photos, bumped into him.

Tr: Göz göze geldiler ve hafifçe gülümsediler.
En: They made eye contact and smiled gently.

Tr: “Oho, üzgünüm,” dedi Aylin.
En: “Oh, sorry,” said Aylin.

Tr: “Bazen dalgın olabiliyorum.”
En: “I can be a bit absent-minded sometimes.”

Tr: “Hiç sorun değil,” diye yanıtladı Emre, samimi bir yüzle.
En: “No problem at all,” replied Emre, with a sincere face.

Tr: “Kitapların arasında kaybolmak kolay.”
En: “It's easy to get lost among books.”

Tr: Bir süre sessizce yağmurun dinmesini beklediler.
En: They quietly waited for the rain to stop for a while.

Tr: Sonra Emre'nin elindeki kitabı fark eden Aylin, “Ne okuyorsun?” diye sordu.
En: Then Aylin, noticing the book in Emre's hand, asked, “What are you reading?”

Tr: “Bu, Orhan Pamuk’un son kitabı. İlham arıyorum,” diye cevap verdi Emre.
En: “This is Orhan Pamuk’s latest book. I'm looking for inspiration,” replied Emre.

Tr: “Ben de ilginç yerler arıyorum,” dedi Aylin.
En: “I'm looking for interesting places,” said Aylin.

Tr: “Belki İstanbul'un gizli köşelerini keşfedebilirim.”
En: “Maybe I can discover İstanbul's hidden corners.”

Tr: Bu ortak nokta, onlar için bir kıvılcım oldu.
En: This shared interest sparked something between them.

Tr: Kitaplar, seyahatler ve en sevdikleri şehirler hakkında konuşmaya başladılar.
En: They began talking about books, travels, and their favorite cities.

Tr: Kahkahalar yükseldi, yağmurun ritmi arka plan müziği oldu.
En: Laughter echoed, and the rhythm of the rain became background music.

Tr: Konuşmaları sırasında Emre'nin içindeki ilham yeniden filizlenmeye başladı.
En: During their conversation, Emre’s inner inspiration began to sprout again.

Tr: Aylin ise blog yazısı için mükemmel bir iş birliği fırsatı bulduğunu hissetti.
En: Meanwhile, Aylin felt she had found the perfect collaboration opportunity for a blog post.

Tr: Yağmur yavaşça dinince, “Biraz da dışarıda konuşmaya ne dersin?
En: As the rain slowly ceased, “How about we talk outside for a bit?

Tr: Belki çay içeriz?” dedi Aylin.
En: Maybe over tea?” suggested Aylin.

Tr: Emre teklifi kabul etti.
En: Emre accepted the offer.

Tr: Yağmurdan ıslanmış caddede yan yana yürüyerek, küçük bir kafeye oturdular.
En: Walking side by side on the rain-drenched street, they sat in a small cafe.

Tr: Kupa çaylarıyla birlikte gelecek projelerini konuşmaya devam ettiler.
En: With mugs of tea, they continued discussing future projects.

Tr: Telefon numaralarını değiş tokuş edip, yeni bir blog yazısı için işbirliği yapmayı planladılar.
En: They exchanged phone numbers and planned to collaborate on a new blog post.

Tr: O gün İstiklal Caddesi’ndeki karşılaşma, Emre'ye kaybolan ilhamını geri getirdi.
En: That encounter on İstiklal Caddesi brought back Emre's lost inspiration.

Tr: Aylin için ise içeriklerine yeni bir heyecan kattı.
En: For Aylin, it added a new excitement to her content.

Tr: Böylece, İstanbul’un yağmurlu bir bahar gününde başlayan bu tesadüfi buluşma, iki yaratıcı ruhun geleceği parlak bir dostluğa ve belki daha fazlasına kapı araladı.
En: Thus, this chance meeting on a rainy spring day in İstanbul opened the door to a bright friendship—and perhaps more—between two creative souls.


Vocabulary Words: