Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Serendipity in Sultanahmet: An Artistic Encounter
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-01-11-23-34-01-tr

Story Transcript:

Tr: Soğuk bir kış günüydü.
En: It was a cold winter day.

Tr: Sultanahmet Meydanı'nın taş yolları, hafif karla kaplanmıştı.
En: The cobblestone paths of Sultanahmet Square were lightly covered with snow.

Tr: Meydanın ortasında, büyük ve görkemli Ayasofya duruyordu.
En: In the middle of the square stood the grand and magnificent Ayasofya.

Tr: Emre, tarihi incelemek için İstanbul'a gelmişti.
En: Emre had come to Istanbul to study history.

Tr: Elinde fotoğraf makinesiyle, Ayasofya'nın büyüleyici detaylarını yakalamaya çalışıyordu.
En: With a camera in hand, he was trying to capture the captivating details of Ayasofya.

Tr: Zihninde hep kitabı vardı.
En: His mind was always on his book.

Tr: Bitirmek için sabırsız, ama biraz da yalnız hissediyordu.
En: He was eager to finish it, yet he felt a bit lonely.

Tr: O sırada Leyla, bir kenarda oturmuş, defterine Ayasofya'nın silüetini çiziyordu.
En: Meanwhile, Leyla was sitting in a corner, sketching the silhouette of Ayasofya in her notebook.

Tr: Son zamanlardaki karmaşık duygularını çizimleriyle anlatmaya çalışıyordu.
En: She was trying to express her recent complicated emotions through her drawings.

Tr: Yeni perspektifler arayışındaydı.
En: She was in search of new perspectives.

Tr: Son zamanlarda yaşadığı hayal kırıklıklarını unutmak istiyordu.
En: She wanted to forget the disappointments she had recently experienced.

Tr: Aniden gökyüzünden kar taneleri daha yoğun bir şekilde düşmeye başladı.
En: Suddenly, snowflakes began to fall more heavily from the sky.

Tr: Emre ve Leyla, saklanmak için aynı kemerin altına sığındılar.
En: Emre and Leyla took refuge under the same arch.

Tr: Birbirlerine bakıp gülümsediler; her ikisinin de buraya sığınmış olması tatlı bir rastlantıydı.
En: They looked at each other and smiled; it was a sweet coincidence that both had sought shelter there.

Tr: "Merhaba, adım Emre," dedi genç adam, biraz çekingen ama samimi bir sesle.
En: "Hello, my name is Emre," said the young man, with a slightly shy but sincere voice.

Tr: "Ben de Leyla," diye yanıtladı Leyla.
En: "I'm Leyla," replied Leyla.

Tr: "Ayasofya'yla ilgileniyor musun?"
En: "Are you interested in Ayasofya?"

Tr: Emre, yaşamını anlatan küçük detayları paylaşmaya başladı.
En: Emre began to share small details about his life.

Tr: Tarih kitabı için buradaydı ve Ayasofya'nın ihtişamı ona ilham veriyordu.
En: He was there for his history book, and the splendor of Ayasofya inspired him.

Tr: Leyla da sanat tutkusundan bahsetti; duvar resimlerinden ve kilise mozaiklerinden nasıl ilham aldığını anlattı.
En: Leyla also talked about her passion for art; she explained how she drew inspiration from murals and church mosaics.

Tr: Konu, ikisini de derinlemesine etkileyen İstanbul'un zengin tarihi ve kültürü üzerindeydi.
En: The topic was the rich history and culture of Istanbul, which deeply affected them both.

Tr: Bu kısa sohbet, Leyla'ya yeni bir bakış açısı sundu.
En: This short conversation offered Leyla a new perspective.

Tr: Emre'nin tutkusu, kendi hayal kırıklıklarını unutturacak kadar samimi ve güçlüydü.
En: Emre's passion was so genuine and strong that it made her forget her own disappointments.

Tr: Aynı anda Emre, Leyla'nın sanatsever doğasından etkilenmişti.
En: Simultaneously, Emre was impressed by Leyla's love for art.

Tr: Onunla zamanı paylaşmak, iş yükünün arasında yeni bir enerji getiriyordu.
En: Spending time with her brought new energy amidst his workload.

Tr: Kar yağışı kesilene kadar konuştular.
En: They talked until the snowfall stopped.

Tr: Bu an, onları birbirine yaklaştırdı.
En: This moment brought them closer together.

Tr: Emre, kendi isteğiyle Sultanahmet'te daha fazla zaman geçirmeye karar verdi.
En: Emre decided, of his own accord, to spend more time in Sultanahmet.

Tr: Leyla ise yeni bir insanla bu kadar kolay iletişim kurmuş olmaktan mutluydu.
En: Leyla was happy to have communicated so easily with a new person.

Tr: Birlikte İstanbul'u keşfetmeye karar verdiler.
En: They decided to explore Istanbul together.

Tr: Sadece tarih değil, kendileri hakkında da yeni şeyler öğreniyorlardı.
En: They were learning new things not only about history but also about themselves.

Tr: Emre, iş yükünü biraz da olsa geri plana atmayı öğrendi.
En: Emre learned to put his workload somewhat in the background.

Tr: Leyla ise güven ve bağ kurmanın ne kadar değerli olduğunu tekrar hatırladı.
En: Leyla, on the other hand, was reminded of the value of trust and connection.

Tr: Sultanahmet Meydanı'nın büyüsünde, Ayasofya'nın gölgesinde filizlenen bu yeni dostluk, kışın soğuk havasını sıcak bir gülümsemeyle kırıyordu.
En: Under the charm of Sultanahmet Square, budding in the shadow of Ayasofya, this new friendship warmed the cold winter air with a smile.

Tr: İkisinin de yolları, karla kaplanmış taş sokaklarında, İstanbul'un tarih kokan sokaklarına karışarak yeni bir başlangıç yaptı.
En: Their paths intertwined on the snow-covered cobblestones, making a new start in Istanbul's history-laden streets.


Vocabulary Words: