Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Spring Awakening: Emre's Emotional Journey to Artistic Freedom
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-06-11-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Baharın sıcak nefesi pencerelerden içeri süzülüyordu.
En: The warm breath of spring was seeping in through the windows.

Tr: Güneş ışıkları, geniş aile evinin her odasına neşe katıyordu.
En: Sunlight added joy to every room of the spacious family home.

Tr: Büyük salonun ortasında, renkli süslemeler dans ediyordu.
En: Colorful decorations were dancing in the middle of the large living room.

Tr: Çocuklar bahçede koşuşuyor, mutfaktan gelen lezzetli yemek kokuları iştah kabartıyordu.
En: Children were running around in the garden, and the delicious aromas coming from the kitchen were whetting appetites.

Tr: Büyük aile bu özel günde toplanmıştı.
En: The large family had gathered on this special day.

Tr: Emre'nin annesi ve babasının evlilik yıldönümü kutlanıyordu.
En: They were celebrating Emre's parents' wedding anniversary.

Tr: Evin en büyüğü olarak, Emre duygusal bir yoğunluk yaşıyordu.
En: As the eldest in the house, Emre was experiencing an emotional intensity.

Tr: Emre, ailenin gözde çocuğuydu ama üzerinde büyük bir baskı hissediyordu.
En: Emre was the favorite child of the family, but he was feeling tremendous pressure.

Tr: Kendisi için çizilen yolla kalbine seslenen yol arasında sıkışıp kalmıştı.
En: He was stuck between the path drawn for him and the path his heart was calling him to.

Tr: Kariyerindeki belirsizlik, ruhunu sıkıştırıyordu.
En: The uncertainty in his career was squeezing his spirit.

Tr: Ne yaparsa yapsın, içindeki sanat tutkusunu bastıramıyordu.
En: No matter what he did, he couldn't suppress his passion for art.

Tr: Ama babasının maddi güvence vurgusu, onu frenliyordu.
En: But his father's emphasis on financial security was holding him back.

Tr: Evdeki kutlamalar devam ederken, Emre bir köşede oturup babasıyla konuşmanın yollarını düşünüyordu.
En: While the celebrations continued at home, Emre sat in a corner thinking of ways to talk to his father.

Tr: Annesi, davetli kalabalığına hitap ederken, babası yanında duruyordu ve mutluluktan gözleri parlıyordu.
En: His mother was addressing the crowd of guests, and his father stood beside her, his eyes shining with happiness.

Tr: Herkes için ne kadar da gurur verici bir tabloydu.
En: What a proud scene for everyone.

Tr: Ama Emre'nin aklı bambaşka bir yerdeydi.
En: But Emre's mind was elsewhere.

Tr: Bu özel anı fırsat bilip babasına duygularını açmak istiyordu.
En: He wanted to take this special moment as a chance to express his feelings to his father.

Tr: Akşam, yemekten sonra konuşma sırası Emre'ye geldi.
En: In the evening, after dinner, it was Emre's turn to speak.

Tr: Ailenin en büyük torunu olarak, birkaç söz söylemesi bekleniyordu.
En: As the eldest grandchild of the family, he was expected to say a few words.

Tr: Kalbi hızla çarparken, emekle hazırlanmış cümlelerini bir kenara bırakıp doğaçlama yapmaya karar verdi.
En: With his heart pounding, he decided to leave aside his carefully prepared sentences and improvise.

Tr: Konuşmasına başladığında sesi titrek ama kararlıydı.
En: When he started his speech, his voice was shaky but determined.

Tr: Anlaşılmak istiyordu.
En: He wanted to be understood.

Tr: Kutlamanın coşkusunu paylaşarak başladı.
En: He began by sharing in the celebration's enthusiasm.

Tr: Aileye teşekkür etti ve gözlerini babasına çevirdi.
En: He thanked the family and turned his eyes to his father.

Tr: "Babacığım," dedi Emre, "Hayat çok kısa ve ben gerçek tutkumun peşinden gitmek istiyorum.
En: "Babacığım," said Emre, "Life is very short, and I want to pursue my true passion.

Tr: Sanata olan sevgimi artık gizleyemem."
En: I can no longer hide my love for art."

Tr: Salon sessizleşti.
En: The room fell silent.

Tr: Emre derin bir nefes aldı, herkesin tepkisini merak ederek babasına baktı.
En: Emre took a deep breath, looking at his father, curious about everyone's reaction.

Tr: Babası bir an durdu, ardından gülümsedi.
En: His father paused for a moment and then smiled.

Tr: "Seni anlıyorum oğlum," dedi babası, gözlerinde eski bir anının parıltılarıyla.
En: "I understand you, my son," his father said, with the glimmers of old memories in his eyes.

Tr: "Ben de senin yaşlarındayken futbolcu olmak isterdim ama hayat başka yönlere savurdu.
En: "When I was your age, I wanted to be a footballer, but life took me in different directions.

Tr: Peşini bırakma.
En: Don't give up.

Tr: Mutlu olman her şeyden önemli."
En: Your happiness is more important than anything."

Tr: Bu sözler Emre'yi sersemletti.
En: These words stunned Emre.

Tr: Babasının da gençlik hayalleri olduğunu öğrenmek, onun yüreğine su serpmişti.
En: Learning that his father also had youthful dreams relieved his heart.

Tr: O an, ailesinin sevgisinin üzerinde bir yük olmadığını, aksine özgürleştirici bir güç olduğunu anladı.
En: At that moment, he realized that his family's love was not a burden, but rather a liberating force.

Tr: Emre içindeki sanatçıyı serbest bırakmaya kararlıydı.
En: Emre was determined to unleash the artist within him.

Tr: Ailenin sevgisi ve desteğiyle, artık korkmadan yürüyebilirdi.
En: With the love and support of his family, he could now walk unafraid.

Tr: Öğrendiklerinden güç alarak, baharın tazeliğinde yeni hedeflerine yelken açtı.
En: Drawing strength from what he had learned, he set sail towards his new goals with the freshness of spring.


Vocabulary Words: