Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Unearthing Secrets Beneath Kapadokya's Enchanting Snow
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-01-15-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Bembeyaz kar örtüsüyle kaplanmış Kapadokya, sessiz ve büyüleyiciydi.
En: Bembeyaz snow-covered Kapadokya was silent and enchanting.

Tr: Peri bacalarının üzerini hafifçe örten kar taneleri, Sibel'in maceracı ruhunu daha da ateşliyordu.
En: Snowflakes lightly covering the fairy chimneys further ignited Sibel's adventurous spirit.

Tr: Elindeki eski ve tozlu haritayı dikkatle inceledi.
En: She carefully examined the old and dusty map in her hand.

Tr: Harita, gizli tünellere işaret ediyordu.
En: The map indicated secret tunnels.

Tr: Bu tüneller, eski sırları saklıyor olabilirdi.
En: These tunnels might be hiding ancient secrets.

Tr: Emre, yerel bir rehber, Sibel'e temkinli olmasını söyledi.
En: Emre, a local guide, warned Sibel to be cautious.

Tr: "Bu tüneller tehlikeli," diye uyardı.
En: "These tunnels are dangerous," he cautioned.

Tr: Sibel başını salladı, Emre'nin sözlerini ciddiye alıyordu.
En: Sibel nodded, taking Emre's words seriously.

Tr: Ancak Ali, Sibel'in arkadaşı ve tarih tutkunu, heyecandan yerinde duramıyordu.
En: However, Ali, Sibel's friend and a history enthusiast, was too excited to keep still.

Tr: "Hadi, keşfe çıkalım," diye sabırsızlıkla yalvardı.
En: "Come on, let's go exploring," he pleaded impatiently.

Tr: Sibel, Ali'yi oyalayacak bir plan aklında tutuyordu.
En: Sibel kept in mind a plan to keep Ali occupied.

Tr: Üçü, tünelin girişine doğru ilerledi.
En: The three of them advanced toward the entrance of the tunnel.

Tr: Derin bir nefes alan Sibel, adımını ilk atan kişi oldu.
En: Taking a deep breath, Sibel was the first to step forward.

Tr: Tünel, soğuk ve yankılanıyordu.
En: The tunnel was cold and echoing.

Tr: Fenerlerinin ışığı, duvarlarda hareket eden gölgeler oluşturuyordu.
En: The light from their lanterns cast moving shadows on the walls.

Tr: Ali, tünelin derinliklerine doğru aceleyle ilerlerken, Sibel yavaşladı ve etrafına dikkatlice baktı.
En: As Ali hurried deeper into the tunnel, Sibel slowed down and looked around carefully.

Tr: Emre, temkinli adımlarla onları izledi.
En: Emre followed them with cautious steps.

Tr: Tünelde ilerlerken, ani bir çökme sesi duyuldu.
En: As they moved through the tunnel, there was a sudden collapsing sound.

Tr: Yürüdükleri yolun bir kısmı çökmüştü.
En: A portion of the path they were on had caved in.

Tr: Sibel, önlerinde dar ve dengesiz bir patika gördü.
En: Sibel saw a narrow and unstable path ahead.

Tr: Cesaretini topladı ve bu patikayı denemeye karar verdi.
En: She gathered her courage and decided to try this path.

Tr: Emre ve Ali'ye durmalarını işaret etti.
En: She signaled Emre and Ali to stop.

Tr: "Dikkatli olalım," dedi sakin bir sesle.
En: "Let's be careful," she said in a calm voice.

Tr: Sibel, yavaşça ve dikkatlice yürüyor, her adımını kontrol ediyordu.
En: Sibel walked slowly and carefully, checking each step.

Tr: Kalbi hızlı atıyordu ama bir yandan da heyecan doluydu.
En: Her heart was pounding fast, but she was also filled with excitement.

Tr: Sonunda, tünelin diğer ucuna ulaştı.
En: Finally, she reached the other end of the tunnel.

Tr: Orada, yıllardır el sürülmemiş odalar buldu.
En: There, she found rooms that hadn't been touched in years.

Tr: Duvarlarda eski yazılar ve çeşitli antik eşyalar gördü.
En: She saw ancient writings on the walls and various antique objects.

Tr: Sibel, bunları dikkatle belgeledi.
En: Sibel carefully documented these findings.

Tr: Yeniden Emre ve Ali'ye dönerken, bulduklarını küçük bir grup tarihçiyle paylaşmayı planladı.
En: As she turned back to Emre and Ali, she planned to share her discoveries with a small group of historians.

Tr: Sibel, tarih merakını kontrol altında tutmanın ve sabırlı olmanın önemini öğrenmişti.
En: Sibel had learned the importance of keeping her historical curiosity in check and being patient.

Tr: Geçmişin güzelliklerini ve sırlarını açığa çıkarmak için her şeyin bir zamanı vardı.
En: There was a time for everything when it came to revealing the beauties and secrets of the past.

Tr: Kapadokya’nın soğuk kış atmosferi içinde, sırrını koruyan tüneller ve Sibel’in kalbindeki sır, sonsuz bir keşif duygusuyla yan yana duruyordu.
En: In the cold winter atmosphere of Kapadokya, the tunnels that kept their secrets and the secret in Sibel's heart stood side by side with an endless sense of exploration.


Vocabulary Words: