Fluent Fiction - Turkish: Unearthing Secrets: The Hidden Map of Cappadocia
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-06-06-22-34-01-tr
Story Transcript:
Tr: Cappadocia'da güneş, kayaların üzerinde altın rengi bir parıltıyla parlıyordu.
En: In Cappadocia, the sun was shining with a golden hue over the rocks.
Tr: Emir, yerel bir dükkanın tozlu raflarında eski bir kitap buldu.
En: Emir found an old book on the dusty shelves of a local shop.
Tr: Kitabın sayfaları sararmıştı, fakat bir şey dikkatini çekti: Kitabın arka kapağında gizlenmiş küçük bir bölüm vardı.
En: The pages of the book were yellowed, but something caught his attention: there was a small section hidden on the back cover of the book.
Tr: Merakla, bölümü açtı ve içinden eski bir harita çıktı.
En: Curiously, he opened the section, and an old map came out from inside.
Tr: Haritada farklı işaretler ve çizimler vardı.
En: There were different markings and drawings on the map.
Tr: Bu bir hazine haritası olabilir miydi?
En: Could this be a treasure map?
Tr: Haritayı hemen Leyla'ya gösterdi.
En: He immediately showed the map to Leyla.
Tr: Leyla haritaya bakarken heyecanlandı.
En: Leyla got excited while looking at the map.
Tr: "Emir, bu inanılmaz!
En: "Emir, this is incredible!
Tr: Belki de yeni bir keşif yapabiliriz," dedi.
En: Maybe we can make a new discovery," she said.
Tr: Ancak, onları orada izleyen biri daha vardı: rehberleri Selim.
En: However, there was someone else watching them there: their guide Selim.
Tr: Selim haritayı görünce kaşlarını çattı, yüzünde bir tereddüt ifadesi belirdi.
En: When Selim saw the map, he furrowed his eyebrows, a look of hesitation appeared on his face.
Tr: "Bu harita tehlikeli bir yere gidiyor olabilir," dedi Selim.
En: "This map might be leading to a dangerous place," Selim said.
Tr: "Bazı efsaneler, bölgede lanetli yerler olduğunu söyler."
En: "Some legends say there are cursed places in the area."
Tr: Emir ve Leyla, Selim'in uyarılarına rağmen keşfi sürdürmek istediler.
En: Despite Selim's warnings, Emir and Leyla wanted to continue the exploration.
Tr: Emir, Selim'e döndü ve "Risk almaya değer.
En: Emir turned to Selim and confidently said, "It's worth taking the risk.
Tr: Geçmişi keşfetmek istiyoruz," dedi kararlılıkla.
En: We want to uncover the past."
Tr: Leyla ve Emir, haritanın izinde yola çıktılar.
En: Leyla and Emir set out on the trail of the map.
Tr: Selim de, onları yalnız bırakmak istemedi ve onlara katıldı.
En: Selim did not want to leave them alone and joined them.
Tr: Üçü beraber, sıra dışı kaya oluşumları ve dar geçitlerden geçtiler.
En: The three of them passed through extraordinary rock formations and narrow passages.
Tr: Güvercinlik Vadisi'nin etrafından dolanarak yola devam ettiler.
En: They continued their journey by skirting around Güvercinlik Vadisi.
Tr: En zorlu bölgeye geldiklerinde, yolda bir dizi eski tuzakla karşılaştılar.
En: When they reached the most challenging area, they encountered a series of ancient traps.
Tr: Taşlar kayıyor, dar koridorlar kapanıyordu.
En: Rocks were sliding, narrow corridors were closing.
Tr: Selim, eski efsaneleri hatırladı.
En: Selim remembered ancient legends.
Tr: "Burası önceden koruma altına alınmış," dedi.
En: "This place was once protected," he said.
Tr: Emir ve Leyla'nın güvenliğini sağlamak için, Selim bir nekrede bir gizli mekanizma buldu ve tuzakları etkisiz hale getirdi.
En: To ensure the safety of Emir and Leyla, Selim found a hidden mechanism in a niche and neutralized the traps.
Tr: Leyla, Selim'e minnettarlıkla baktı.
En: Leyla looked at Selim with gratitude.
Tr: "Sana güvendiğimiz için şanslıyız," dedi.
En: "We are lucky to have trusted you," she said.
Tr: Birlikte zorlukları aşıp sonunda haritanın gösterdiği yere vardılar.
En: Together, they overcame the difficulties and finally arrived at the place indicated by the map.
Tr: Burada, gömülü bir oda buldular.
En: Here, they found a buried chamber.
Tr: İçerisi nefes kesici antik eserlerle doluydu.
En: The interior was filled with breathtaking ancient artifacts.
Tr: Emir'in kalbi heyecanla attı.
En: Emir's heart beat with excitement.
Tr: Bu, onun hayalini kurduğu keşifti.
En: This was the discovery he had dreamed of.
Tr: Emir'in başarısı, Kapadokya'nın büyülü tarihinde yeni bir sayfa açtı.
En: Emir's success opened a new page in Cappadocia's magical history.
Tr: Selim ise geçmişe duyduğu yenik korkuyu hafifletti, keşiflerin ne kadar önemli olduğunu anladı.
En: Selim, on the other hand, alleviated his past fear and understood how important discoveries were.
Tr: Gözlerinin önünde açılan tarih, onları hem yakınlaştırdı hem de bilgelikle dolu bıraktı.
En: The history unfolding before their eyes brought them closer and left them filled with wisdom.
Tr: Efsanelerin ve keşiflerin gölgesinde, dostluk ve tarihin önemini anladılar.
En: In the shadow of legends and discoveries, they understood the importance of friendship and history.
Tr: Gelecek, sadece bir tarihi seyir olmanın ötesine geçip, birlikte yazılacak yeni efsaneleri taşıyan bir umut ışığı gibi parladı.
En: The future shone like a beacon of hope, bearing new legends to be written together, beyond being just a historical observation.
Vocabulary Words: