Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Unlocking Ephesus: A Student's Grand Archaeological Tale
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2025-07-26-22-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Ephesus’un eski harabeleri, yaz güneşi altında parlıyor.
En: The ancient ruins of Ephesus shone under the summer sun.

Tr: Zeynep, kalabalığın arasından geçerken heyecanlıydı.
En: Zeynep was excited as she walked through the crowd.

Tr: Yüreğinde tarih sevgisi vardı ve o gün unutulmaz olacaktı.
En: She had a love for history in her heart, and that day would be unforgettable.

Tr: Arkeoloji öğrencisi olarak, Ephesus’un sırlarını keşfetmeyi hayal ediyordu.
En: As an archaeology student, she dreamed of discovering the secrets of Ephesus.

Tr: Yanında, Ahmet ve Leyla vardı.
En: Beside her were Ahmet and Leyla.

Tr: Ahmet, her zamanki gibi her şeye şüpheyle yaklaşırdı.
En: Ahmet, as always, approached everything with skepticism.

Tr: Leyla ise sessiz, ama destekleyiciydi.
En: Leyla, on the other hand, was silent but supportive.

Tr: Zeynep, biraz endişeliydi.
En: Zeynep was a little anxious.

Tr: "Başarabilecek miyim?" diye düşündü.
En: "Will I be able to do it?" she wondered.

Tr: Ama içindeki keşif tutkusunu bastıramadı.
En: But she couldn't suppress the passion for discovery inside her.

Tr: Rehberli bir tur sırasında, yere dikkatlice baktı.
En: During a guided tour, she carefully looked at the ground.

Tr: Eski taşların altında bir kapı fark etti.
En: She noticed a doorway beneath the old stones.

Tr: Kimse bunu fark etmemişti.
En: No one else had seen it.

Tr: Ahmet şüpheyle baktı, “Burası tehlikeli olabilir,” dedi.
En: Ahmet looked skeptically, “This could be dangerous,” he said.

Tr: “Dikkatli olmalıyız.”
En: “We must be careful.”

Tr: Zeynep kararlıydı.
En: Zeynep was determined.

Tr: “Bu, bir ömür boyu bir fırsat,” diye düşündü.
En: “This is a once-in-a-lifetime opportunity,” she thought.

Tr: Ahmet'in uyarılarına rağmen gizlice odaya doğru ilerledi.
En: Despite Ahmet's warnings, she secretly moved towards the room.

Tr: Odanın karanlık ve serin havası, büyülü bir ortam yaratıyordu.
En: The room's dark and cool air created a magical atmosphere.

Tr: Zeynep’in kalbi hızla atıyordu.
En: Zeynep’s heart was racing.

Tr: Aralarından süzülen güneş ışıkları, duvarlardaki eski yazıtları aydınlatıyordu.
En: The sunlight streaming among them illuminated the ancient inscriptions on the walls.

Tr: Aniden, bir taş zemine bastığında bir ses duyuldu.
En: Suddenly, as she stepped on a stone floor, a sound was heard.

Tr: Zeynep bir tuzağı tetiklemişti.
En: Zeynep had triggered a trap.

Tr: Tavan yavaşça alçalmaya başladı.
En: The ceiling began to slowly lower.

Tr: Panik anında, arkeoloji bilgisini hatırladı.
En: In a moment of panic, she recalled her archaeology knowledge.

Tr: Solundaki duvara baktı, eski bir dönme mekanizması gördü.
En: She looked at the wall to her left and saw an ancient rotating mechanism.

Tr: Onu çevirdi ve tavan durdu.
En: She turned it, and the ceiling stopped.

Tr: Derin bir nefes aldı.
En: She took a deep breath.

Tr: Odada ilerledi ve eski bir sandık buldu.
En: She advanced in the room and found an old chest.

Tr: Tahta kilit kırılmak üzereydi.
En: The wooden lock was about to break.

Tr: Sandığı açtığında, içinde parşömenler ve antik eşyalar buldu.
En: When she opened the chest, she discovered parchments and ancient items inside.

Tr: Bu eşyalar, Ephesus’un bilinmeyen hikayelerini anlatıyordu.
En: These items told the unknown stories of Ephesus.

Tr: Artık kimse Zeynep’in keşif yeteneğinden şüphe duyamazdı.
En: Now, no one could doubt Zeynep's ability to discover.

Tr: Zeynep yukarı çıktığında Ahmet ve Leyla’nın gözleri hayretle açıldı.
En: When Zeynep came up, Ahmet and Leyla's eyes widened in amazement.

Tr: Ahmet dilini yuttu.
En: Ahmet was speechless.

Tr: Zeynep’in başarısını kabullenmek zorundaydı.
En: He had to accept Zeynep's success.

Tr: Zeynep’in içindeki özgüven büyüdü.
En: Zeynep’s confidence grew.

Tr: Bu yalnızca bir başlangıçtı.
En: This was only the beginning.

Tr: Ephesus'un sırrı ortaya çıktığında, tur rehberi ve diğer turistler de toplandı.
En: When the secret of Ephesus was revealed, the tour guide and other tourists gathered too.

Tr: Zeynep, sadece keşif değil, aynı zamanda elleriyle tarihi dokunmasının ne kadar değerli olduğunu anladı.
En: Zeynep realized how valuable it was not only to discover but also to touch history with her hands.

Tr: Bu, Zeynep’in hayallerindeki gibi bir gün olmuştu.
En: It had been a day just as she dreamed.

Tr: Yardımcılara bakarken, içten bir tebessümle, “Gerçekten bir ekip işi bu," dedi.
En: Looking at her assistants, with a sincere smile, she said, “It’s really a team effort.”

Tr: Zeynep, kendisi ve tarihle ilgili yeni bir anlam kazandı.
En: Zeynep gained a new meaning about herself and history.

Tr: Bu macera hiç unutulmayacaktı.
En: This adventure would never be forgotten.


Vocabulary Words: