Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Unraveling Shadows: The Timeless Mysteries of Efes
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-23-23-34-02-tr

Story Transcript:

Tr: Efsane Ege’nin antik kentlerinden biri olan Efes, kış aylarında dahi gizemini korurdu.
En: The legendary city of Efes, one of the ancient cities of the Ege region, maintained its mystery even during the winter months.

Tr: Emir, kafasında tarihsel teorileriyle, bu sessiz güzellikte kaybolmuş gibiydi.
En: Emir seemed lost in this silent beauty with his historical theories running through his mind.

Tr: Yanında, titizlikle arazideki her detayı inceleyen Leyla vardı.
En: Beside him was Leyla, meticulously examining every detail of the terrain.

Tr: O, bir arkeolog olarak gerçeklere bağlıydı, ama kamusal alanda neyin gerçek neyin hayal olduğu arasındaki çizgi bazen bulanıktı.
En: As an archaeologist, she was committed to facts, though sometimes the line between what was real and what was imagined in the public sphere could be blurred.

Tr: Yılbaşı gecesi yaklaşırken, kentin taş zeminleri donmuştu.
En: As New Year's Eve approached, the stone floors of the city had frozen.

Tr: Gün batarken, gölgeler antik sütunların üzerinden sanki binlerce yıl önceki gibi uzanıyordu.
En: As the sun set, shadows stretched over the ancient columns as if it were thousands of years ago.

Tr: Emir, yanındaki Leyla’ya dönerek konuştu, "Burada bir şey var.
En: Emir turned to Leyla and spoke, "There's something here.

Tr: Kayıp olan o eşya, teorilerimi doğrulayabilir."
En: That lost item could confirm my theories."

Tr: Leyla, bu tür söylentilere pek inanmasa da, tarih sever Emir’in tutkusuna saygı duyardı.
En: Though Leyla didn't believe much in these kinds of rumors, she respected Emir's passion for history.

Tr: "O bölgeye girmek tehlikeli," dedi Leyla. "Hem yasak hem de efsaneye göre lanetli."
En: "That area is dangerous," said Leyla, "It's forbidden and according to legend, cursed."

Tr: Ama Emir kararlıydı.
En: But Emir was determined.

Tr: Lanetler onu durduramazdı.
En: Curses could not stop him.

Tr: "Bu gece gitmeliyiz, Leyla.
En: "We must go tonight, Leyla.

Tr: Bana rehberlik et."
En: Guide me."

Tr: Zaman hızla ilerliyor, yılbaşı gecesi kutlamaları başlamadan kısıtlı olan zamandan en iyi şekilde yararlanmak istiyorlardı.
En: Time was advancing quickly, and they wanted to make the most of the limited time before the New Year's Eve celebrations began.

Tr: Ay ışığı, Efes'in taş yollarını aydınlatırken, nadiren adım atılan eski bir bölgeye girdiler.
En: As moonlight illuminated the stone paths of Efes, they entered an old area rarely tread upon.

Tr: O an, ikisi de tarihin nabzını hissediyor gibiydiler.
En: At that moment, it seemed both could feel the pulse of history.

Tr: Aniden, zeminde küçük bir alan çöktü.
En: Suddenly, a small area of the ground collapsed.

Tr: Leyla ve Emir’in altında taşlar hareket etmeye başladı.
En: Stones began to shift under Leyla and Emir.

Tr: Eşkıyanın o lanetli alanda bulup sakladığı nesne, yılbaşı gecesi tüm heyecanına rağmen Leyla’nın ellerinde gelecekteki bir keşfin habercisi oldu.
En: The object that had been hidden by bandits in that cursed area, despite the excitement of New Year's Eve, became a herald of future discoveries in Leyla's hands.

Tr: Emir eğildi, yerde toprak ve taş parçalarının arasında parlayan bir şey fark etti.
En: Emir bent down and noticed something shining among the dirt and pieces of stone.

Tr: Eşyayı ellerine aldıklarında, sesler o bölgede yankılandı.
En: As they picked up the item, sounds echoed through the area.

Tr: Dışarıdan insanlar yılbaşı için havai fişekler atıyor, yeni yılı karşılıyordu.
En: Outside, people were setting off fireworks to welcome the New Year.

Tr: Fakat bu ikili, geçmişin derinliklerinden gelen bir hikaye yaratıyordu.
En: But the pair was creating a story emerging from the depths of the past.

Tr: Gökyüzü renklerle dans ederken, Emir ve Leyla nihayet serbest kaldılar.
En: As the sky danced with colors, Emir and Leyla were finally set free.

Tr: Dış dünyaya çıktıklarında, sadece bir keşif değil, aynı zamanda bir ders de almışlardı.
En: When they returned to the outside world, they had not only made a discovery but also learned a lesson.

Tr: Emir artık Leyla'nın dikkatli ve araştırmacı doğasını daha iyi anlıyordu.
En: Emir now understood Leyla's cautious and investigative nature better.

Tr: Leyla ise, zaman zaman efsanelerin de önemli olabileceğini görüyordu.
En: Leyla, on the other hand, saw that sometimes legends could also be significant.

Tr: Bu keşiften sonra, buluşlarını dünya ile dürüst ve öykü dolu bir şekilde paylaşmaya karar verdiler.
En: After this discovery, they decided to share their findings with the world in an honest and story-filled manner.

Tr: Böylece Efes'in taşlarında boğulan sırlar artık duyulmaya, yeni yılın başlangıcında hikayeleriyle yankılanmaya başlayacaktı.
En: Thus, the secrets buried in the stones of Efes would start to be heard, echoing with their stories at the beginning of the new year.

Tr: Birlikte öğrendiler ki, tarihin gizemleri kadar, dikkat ve keşif de önemlidir.
En: Together, they learned that, as important as the mysteries of history are, so are attention and discovery.


Vocabulary Words: