Listen

Description

Fluent Fiction - Turkish: Unveiling Truth: Friendship Triumphs Over Rumors
Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:
fluentfiction.com/tr/episode/2024-12-31-08-38-19-tr

Story Transcript:

Tr: Kadıköy Anadolu Lisesi'nin koridorları yeni yıl arifesinde her zamankinden daha renkliydi.
En: The corridors of Kadıköy Anadolu Lisesi were more colorful than usual on the eve of the new year.

Tr: Sınıflar renkli balonlar ve parlayan süslerle dekore edilmişti.
En: Classrooms were decorated with colorful balloons and sparkling ornaments.

Tr: Öğrenciler cıvıl cıvıldı.
En: The students were lively.

Tr: Aralarındaki heyecan, soğuk kış gününün kasvetini bir nebze olsun kırıyordu.
En: Their excitement was somewhat breaking the gloom of the cold winter day.

Tr: Emre, son ders zili çaldığında, okulun büyük salonuna doğru yürüdü.
En: Emre walked towards the school's great hall when the last bell rang.

Tr: İçinde hoş bir heyecan olmalıydı, ama bu sefer kalbi daha ağır çarpıyordu.
En: He should have felt a pleasant excitement, but this time his heart was beating heavier.

Tr: Üzerindeki suçlama, onu bir hayalet gibi takip ediyordu.
En: The accusation against him followed him like a ghost.

Tr: Aslında hiçbir şey yapmamıştı.
En: He hadn't actually done anything.

Tr: Ama söylentiler böyle değildi.
En: But the rumors didn't agree.

Tr: "Emre okulun bilgisayarına virüs yükledi!" Bu sözler, gün boyunca kulaktan kulağa yayılmıştı.
En: "Emre uploaded a virus to the school's computer!" These words had spread from ear to ear throughout the day.

Tr: Zeynep, sınıfın başkanı ve Emre'nin çocukluk arkadaşıydı. Emre'nin sessiz ama emin adımlarla yanına geldiğini gördüğünde içi burkuldu.
En: Zeynep, the class president and Emre's childhood friend, felt a pang when she saw Emre approaching her with silent yet assured steps.

Tr: Ona söylediği ilk şey çok anlamlıydı, "Zeynep, bu suçlamaya inanmıyorsun, değil mi?"
En: The first thing he said was very meaningful, "Zeynep, you don't believe this accusation, do you?"

Tr: Zeynep derin bir nefes aldı.
En: Zeynep took a deep breath.

Tr: Onun en iyi arkadaşı Emre'ydi ama sınıf başkanı olarak tarafsız olmalıydı.
En: Emre was her best friend, but as class president, she had to remain neutral.

Tr: "Sana inanıyorum," dedi yavaşça, "ama bunu kanıtlamamız lazım."
En: "I believe you," she said slowly, "but we need to prove it."

Tr: İkisi birlikte, bu suçlamanın arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmaya karar verdiler.
En: Together, they decided to uncover the truth behind the accusation.

Tr: Ali ise köşede olup bitenleri izliyordu.
En: Meanwhile, Ali was watching the events unfold from a corner.

Tr: Emre'nin başarısı onu hep rahatsız etmişti.
En: Emre's success had always bothered him.

Tr: Ona göre Emre'nin çok fazla dikkat çekmesi haksızlıktı.
En: In his opinion, Emre attracting too much attention was unfair.

Tr: Söylentiyi başlatan oydu, ama bunu kimse bilmiyordu.
En: He was the one who started the rumor, but no one knew this.

Tr: Saatler geçti, yeni yıl partisinin başlamasına az kaldı.
En: Hours passed, and there was little time left for the new year party to begin.

Tr: Zeynep, Emre'ye yardım etmek için okulun etrafında dolaşıp delil aradı.
En: Zeynep searched around the school to help Emre and find evidence.

Tr: Tuhaf bir şekilde, Ali'nin bilgisayar başında gizlice bir şeyler yaptığını fark etti.
En: Strangely enough, she noticed Ali secretly doing something at a computer.

Tr: Yaklaştıkça gerçeği gördü.
En: As she got closer, she saw the truth.

Tr: Ali, Emre'nin adını kullanan sahte bir virüs oluşturmuştu.
En: Ali had created a fake virus using Emre's name.

Tr: Bu, Emre'yi suçlu gibi göstermek için tasarlanmıştı.
En: It was designed to make Emre look guilty.

Tr: Parti başladığında Zeynep, dostluk ve doğruluğun değerini kalbinde hissederek Ali'nin yanına gitti.
En: When the party started, Zeynep, feeling the value of friendship and truth in her heart, went over to Ali.

Tr: Tüm cesaretini toplayarak, mikrofonu eline aldı ve gerçeği öğrencilere anlattı.
En: Gathering all her courage, she took the microphone and told the students the truth.

Tr: "Arkadaşlar, Emre suçsuz.
En: "Friends, Emre is innocent.

Tr: Gerçek suçlu Ali."
En: The real culprit is Ali."

Tr: Sessizlik anı, şaşkın fısıldamalarla bozuldu.
En: A moment of silence was broken by whispers of surprise.

Tr: Ali, yüzü kızararak geriye çekildi.
En: Ali, his face reddening, stepped back.

Tr: Emre ise alnından ter süzülerek nefes aldı.
En: Emre took a deep breath as sweat trickled down his forehead.

Tr: Onun masumiyeti şimdi kanıtlanmıştı.
En: His innocence had now been proven.

Tr: Öğrenciler Emre'ye doğru dönüp tezahüratta bulundu.
En: The students turned to Emre, cheering for him.

Tr: Yavaş yavaş salonda birlik ve beraberlik havası oluşmuştu.
En: Gradually, a sense of unity and togetherness formed in the hall.

Tr: Önyargılar yıkılmış, dostluklar tazelenmişti.
En: Prejudices were shattered, and friendships were renewed.

Tr: O gece, Emre ve Zeynep yan yana durup gece gökyüzündeki havai fişeklerin ışığını izlediler.
En: That night, Emre and Zeynep stood side by side watching the fireworks light up the night sky.

Tr: Emre, "Teşekkürler Zeynep,
En: Emre said, "Thank you, Zeynep.

Tr: Gerçek bir arkadaş olduğunu bir kez daha gösterdin."
En: You showed once again that you're a true friend."

Tr: Zeynep gülümsedi, "Dostlar böyle günlerde birbirlerinin yanında durmalı." dedi.
En: Zeynep smiled, "Friends should stand by each other on days like these." she said.

Tr: Bu, Emre için unutulmaz bir yeni yıl kutlaması olmuştu.
En: This had been an unforgettable New Year's celebration for Emre.

Tr: Suçsuzluğunu kanıtlamış, gerçek dostluğun gücünü anlamıştı.
En: He had proven his innocence and understood the power of true friendship.

Tr: Kadıköy Anadolu Lisesi'nin soğuk kış gecesi, sıcacık dostluklarıyla son buluyordu.
En: The cold winter night at Kadıköy Anadolu Lisesi ended with warm friendships.


Vocabulary Words: